24/9/2007 - Belirlenen gün...
Belirlenen gün...

Kararlaştırılmış yer, sözleşme. ( miikat ) ve haramla
Sözleşme yeri, soyun! ALLAH tan geldiğin gibi Ona döneceksin. Soyunacağın sadece elbisen değil dünyanı komple soyun, herşeyi bir daha geri dönmeyecekmişsin gibi geride bırak. Sanki ölüyormuş gibi. Kefenini giy, dünyalığını terket, ve geldiğin yere, geldiğin gibi dön. Artık bedenin ruhuna binmiş gibi değil, ruhun bedenine binmiş gibi dolaşacaksın. Ayaklarının götürdüğü yere değil yüreğinin götürdüğü yere. Maddenin, malın, dünyalığın anlamı kalmadı. Sade iki parça bez, bir et ve ruhun var. Rabbine dönüşe hazırlanıyorsun. Sanki sura üflendi o telaş, o korku, o… , o …. Mikatta öldün. …..
Sözleşme sınırını yalnız Adem geçecek. Sen mikatta toprağa gömüldün. Şimdi cennetini yitirmiş, havvasını yitirmiş, ALLAHından ve Ona ait güzelliklerden uzaklaşmış. Adem. Artık olayların önündeki perdeler kalkmış, Habili öldürdüğü için içinde pişmanlık duygusu belirmiş gibi. Yaptıklarında pişmanlık duyarak başın önde, yıpranmış, gözleri yere düşmüş yaptıkları ve yapmadıkları tamamen açığa çıkmış bir vaziyette ALLAH a döneceksin. Adem gibi. Hüznün kaybettiklerine değil! “kazanamadıklarına”. ALLAHın rızasına ulaşamadığına.
Günahının bilincinde ol !. Günahını bilmezsen af dilemeyi de bilemezsin. Günahını terk etmezsen bağışlanmak istemezsin. Suçsuzsan mahkum olmayacağını düşünürsün. Mikatta dur ve suçunu düşün, günahını düşün, günahlarını düşün. “günahın” ne olduğunu düşün. “Niçin Günah” olduğunu düşün. Cennetten kavulmana sebep olan meyve sana zararlı olduğu için mi yasaktı ?!! . Düşün ki yasak ne anlayasın. Düşün ki ALLAHın arzusunu anlayasın. Ama günahını kesinlikle bilerek mikattan geç yoksa bağışlanma dileyeceğin bir suçun olmaz. Suçunun bilincinde olmayanı ALLAH bağışlamaz.
Şimdi bildin, Günahını bildin ya, Artık bağışlanma dileyebilirsin
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/9/2007 - YÜREĞİMİN İŞGAL GÜNLERİ

YÜREĞİMİN İŞGAL GÜNLERİ
Karanlık yüreğime sızan bir ışık vardı tıpkı pencereleri ve perdeleri kapalı bir odaya
sabahın ilk ışıkları nasılda kıyıdan köşeden bir delik bulurda usulca sızarsa ve odadaki kişi dayanamaz kalkıp pencereyi açarda güneşin sıcaklığı ile nasıl kucaklaşırsa ve o sıcaklığı tek solukta içine çekmek isterse bende yüreğime sızan o ışığın öyle farkına vardım.
Önce bir korkuyorsunuz, zifiri karanlık yüreğinize sızan bu ışığı tüketmekten ama o ışığın kaynağının gücünü fark ettiğinizde başlıyorsunuz yüreğinizin pencerelerini açmaya ,o ilahi ışık başlıyor kalbinizin tüm karelerini sarmaya sardıkca sarsın istiyorsunuz bitmek tükenmek bilmeyen bir teslimiyet arzusu alıyor dört bir yanınızı .
Sizce hangi suçlu, kendi rızasıyla teslim olsa dahi o teslimiyetten zevk alır? Tabi ki Rabbine teslim olan. yani onu yaratana, ona sahip olana, onu sevene ,onu varlıkların en kıymetlisi olarak yaratana,onu rahmetiyle sarıp sarmalayana ,ona cennetini vaat edene,ona resullerin en güzelini ve onun için ille de ümmeti ümmeti diyen bir resul gönderene .
O hazzı yaşamakta ve fark etmekte biraz geç kalmıştım. yüreğime sızan o ışığı fark etmemiştim uzun süre, onun üzüntüsü hala burkar yüreğimi.İşte ben o günlere yüreğimin işgal günleri diyorum . Nefis almış başını yürümüş yüreğimde alabildiğine, maddeden manaya inememişim, gurur desen o biçim tutmuş kapılarını yüreğimin.Gözlerim kör adeta görmüyor nesneden başka bir şey.Açsınız ve önünüze koyulandan başka bir şey görmüyorsunuz yiyorsunuz sorgusuz sualsiz size sunulanı, zehirin biri bin para ye yiyebildiğin kadar .
Gözenekleriniz dolmuş son raddesine kadar, kir içinde adeta tüm benliğiniz. yalana doymuşsunuz , sevgiye susamış,bencil duyguların esiri olmuşsunuz ve bu kadar silaha karşı silahsızsınız . Fıtratınızdaki o gücü hissedene kadar her şey, sonra devrim oluyor adeta artık kendi iktidarınızı kurmaya başlıyorsunuz..Birden bire olmuyor hiçbirşey yavaş yavaş sindire sindire ilk özgür alanım özgürlük meydanım seccademdi doyasıya haykırmıştım Allahu ekber diye ,ve sağ elimin sol elimi kavradığı an ve yüreğimin sol elimin altında hissettiğim kanat çırpınışları ve ilk acemi uçuşuydu adeta, özgürlüğüne kavuşmuş, kafesinden çıkmış güvercin misali ve o ayet yüz kere bin kere tekrar etmekten haz duyduğunuz ayet “ iyyakenağ büdü ve iyya kenestain” ardından gelen gönlünüzle ve bedeninizle teslim olduğunuz an secde ve artık hürriyetinizi kendinize ispat etiğiniz andır. Ne kadar ilginç teslimiyetle başlayan özgürlük sizce başka hangi teslimiyet sizi özgürlüğe götürebilir ki ? İşte kendi zindanlarınızda mahkum olmak ya da olmamak, Rabbim öylesine özgür bırakmış ki…
İnşallah yüreği işgal altında olan bütün kardeşlerim yüreklerine sızan o ilahi ışığı fark edip
Kendi özgürlüklerini her iki cihanda da ilan ederler. Ve artık ellerime dökülür yıldızlar
Topla toplayabildiğin kadar
Avuçlarım ne kadar küçük
Ya rabbi! Rahmetin ne kadar büyük…

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/9/2007 - Ne Mutlu Senin Gönlüne Düşene!
Ey en Sevgili'den lütuf Sevgili!.. Dudaktan dökülen sözle, kalemden süzülen satırların, sadra doğan muhabbetle olan sıcak bağını hesaba katarak, kelâmımın Senin katındaki aczi altında ezilerek şunları diyebilirim ki;
Sen latîf olan ALLAH (c.c)'ın, yerini kimsenin dolduramayacağı, paha biçilmez bir lütfusun bize. Sen lütufların en yücesisin, en güzelisin Sultânım! Bizi, Sen'in ümmetin olmakla şereflendiren ALLAH (c.c) Teâlâ'ya, yarattıkları adedince hamdolsun!..
Hazret-i Sevban kadar sevemesem de Sen'i, muhabbetine tâlip, muhabbet duyduklarının dostu olma yolunda tökezleye tökezleye gelmekteyim Sana doğru.
Ne acıdır ki, eskiden muhabbet sadırlardan satırlara nakşedilirken, şimdilerde satırlardan sadırlara terfî etmeyi bekliyor. Gönlün muhabbetinle hemhâl olması ise; ancak muhabbetinin hakkını verip mübârek ahlâkınla ahlâklanmaktan geçiyor.
Zâtının aşkıyla yanıp tutuşan ve lütfuna nâil olan şâir Nâbî kadar dökemesem de muhabbetimi satırlara, sadrım Sen'in aşkının nûrunu dağıtıyor tüm varlığıma. Hasretin gözlerimden döküldüğünde, gözyaşlarımı Fuzûlî'nin gönül testisiyle Sana göndermekten başka bir şey gelmiyor elimden, Efendim.
Endülüs'ten Bağdat'a gelip, evinin çevresi karantinaya alınmış hocasının kapı aralığından mübarek hadîs-i şeriflerini öğrenmek için dilenci kılığına giren, aşkına bürünmüş Bâkî bin Mahlet'i duyduktan sonra, Cumâ'ları Sana salât ü selam getirenlerin yüzlerini bizzat gördüğün haberiyle sarsılıp utanıyorum.
Ey kalplerin tabîbi!.. Şahsınızda, Sizi Yaratan'ın Zâtına -celle celâlühu- hürmet gösterip, mübârek hadîs-i şeriflerinizi nakletmek için, bulunduğu mekânda en yüksek yere çıkmayı, edebin bir gereği olarak gören bir ecdâda sahipken, bu güzel fazîletlerin kalıntılarıyla diri tutmaya çalıştığımız mâneviyâtımızın tekrar yeşermesi için ne olur bize duâ edin! Bizlerin “az”lardan, müjdelediğin “garip”lerden, “mukarrebûn”dan olmamız için şefaatini lütfet.
Kutlu müjdene nâil olmak için ömrünün son demlerinde İstanbul'un İslambol diye anılmasına vesîle olan fethe ilk adımı atanlardan Ebû Eyyûb el-Ensarî gibi İstanbul'u mânevî açıdan yeniden fethetmemiz, tekrar ümmet bilincini, İslâm kardeşliğini kazanmamız için kerem edip, sünnetinle yol göster bizlere!..
Muhabbete en çok lâyık olan beşer Sen'sin. Senin sevgini, başta kendi gönlümüzde ve tüm insanlığın gönlünde, İslâm'a hizmetçi olarak diri tutmamız için, Sana “Habîbim!” diyen Vedûd olan ALLAH (c.c)'tan yardım diliyoruz. Çünkü Sen'i lâyıkıyla sevmek, Sana “Sevgilim” diye hitâb eden Rabbimizi de lâyıkıyla sevebilmeye bir vesîledir diye ümid ediyoruz.
Sultanım, bizi cürmümüze rağmen sev, sevdiklerine sevdir ve şefaatinle sevindir ki; bizden daha bahtiyarı olmasın dâreynde!
Hiçliğinin dahî idrâkine varamamış bu âciz Meryem, Senin yaratılışının en önemli harcı olan muhabbetle, gönülden gönüle Sana –âdetâ- lehimlenmek ister! Şefaatinle ferahnâk etmezsen eğer, hâlimiz nice olur Efendim!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/9/2007 - Damla damla utanır insan...
Ne aglayanlar gördüm: Her damla gözyasinda sonsuzluga ugurladilar; Ugruna agladiklarini. En kolay unutanlar, hep aglayanlar oldu. Iste bu yüzden gönlüm, iste bu yüzden!.. Aglama sen, Aglasan da gözyaslarini hep içine akit. Sen vefasizlik etme; gözyaslarina karismasin sevdalarin. Gecenin karanliginda kaymasin bir yildiz gibi, sonsuzluga rüyalarin.
Bulanik sel sularina benzer gözyaslari; Nice hayaller tasir da içinde; Göremezsin hiç birini, Ta ki vuruncaya dek karaya cansiz bedenleri. Iste bu yüzden gönlüm, iste bu yüzden!.. Aglama sen, Aglasan da gözyaslarini hep içine akit. Sen umudu yitirme; sel sularinda bogulmasin yarinlarin. Uçup gitmesin sessiz bir çiglik gibi, boslukta hayatin...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/9/2007 - Canım yanıyor ALLAH'ım...
Canim yaniyor bilmiyorum, içimde bir sızı Adı sensizlik belki Yada ulaşamamak ,aglayamamak derinden, Kıyamdayken başka yerde, secdedeyken başka yerde olmak Yönelememek sana içten bir aşkla Canım yanıyor ya Rabbel alemin Bir sızı var anlayamadıgım, Canım yanıyor Ya Erhamerrahimin Adını koyamadıgım, Bugün gitmek istedim buralardan Sana yakın olmak için,uzakları yakın yapabilmek için, Çıktım viran şehrimden;daha fazla gidemedim nedense, Bir yagmur başladı sessizce,ER-RAHİM diye fısıldadı paramparça olan yüregime, İrkildim Ya Rabbelalemin,rahmetine kavuştur beni, Sonra yürüdüm içimde bir ses anlayamadıgım, Bir güvercin gördüm sırılsıklam;EL-CELİL dedi içimdeki sese, Ne büyük.ne yücesin;yüceliginle derman ol derdime, Islandım,yorgunum birde acı var içimde nereye baksam seni gördüm ALLAHIM Bir çocuk tebessümünde,bir yapragın vedasında mevsime, MALİKÜL-MÜLK tecellisini gördüm kara bulutların içinden dogan güneşte Sen her şeyin tek sahibi ALLAHIM, İçimde bir uçurumken hayat,üstelik çıkmazdayken dar sokaklarım EL-MÜHEYMİN sesi kulagımda, Sen aciz kullarını unutmayan hep gözeten ALLAHIM,yardım et bu kuluna, Savruluyorum nereye gitsem bilmiyorum,bir daga bakıyorum bir mahlukata Hepsi rükuda hepsi kıyamda Çiçekler,otlar,toprak secdede En küçük mahlukat zikirde,insanlık ise gaflette YA HALIK diyor tabiat;adem ise hüsranda,azapta Ey incelik,lütuf sahibi EL-LATİF Ey kusurlardan münezzeh KUDDÜS EY adalet sahibi EL-ADL EY büyüklük sahibi EL-AZİM EY merhamet sahibi ER-RAHMAN Nereye baksam,nereye dönsem sen tecelli ettin, Bir tek insanlıkta görmedim huşu ile yakarış, her şey sende yaşarken;İnsanlık nefsinde ölmüş Her yer sende iken,insanlık her yerde viran olmuş, Bu viran şehirde,divane dünyada yalnız bırakma bizi UTANIYORUZ RAHMETİ GENİŞ ALLAHIM........... Bizi bize bırakma ALLAHIM......... BİZİ BİZE BIRAKMA.............
Aminnn....
Rabbim göz açıp kapayana kadar bizi nefsimizle başbaşa bırakmasın..
Kullarım Beni sana soracak olursa,
muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm.
Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad olurlar.(Bakara Suresi, 186
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Her Bahar Bir Çiçeğin Açması ile Başlar
Kategoriler

Medine Imamlarindan
24 Saat Kur`an-i Kerim Dinleyin
(Teravih Namazi Çekimi)
TIKLAYIN

Mekke Imamlarindan
24 Saat Kur`an-i Kerim Dinleyin
(Teravih Namazi Çekimi)
ÇOK YAKINDA
|